Bu Blogda Ara

30 Mayıs 2013 Perşembe

border line


“Şimdi hatırı sayılır ve makul bir süre
kendime haksızlık etmeyi
planlıyorum. Ancak böyle ayakta durabileceğim”
diyor gözkağıtlarım.
Ve o da her saat gibi
beşe çeyrek var zaman zaman.
Ki bambaşka coğrafyalarda,
en ayrık dillerde
aynı anlama geliyoruz seninle,
her zaman. Mutlaka.
Ve durmadan, o anlama doğru geliyoruz
her saat gibi.

Bilmem dikkat eder misin sen de
babasına benzediği,
ilk bakışta anlaşılan kadınlar var dünyada.
Bizi ilgilendirmiyorlar ama
iyi ki varlar.
Hem hareketli hem can yakan o şarkılar da.

Belki üç gün önceydi ama
23 Eylül de iyi ki var.

Çünkü diyorum çocuk,
seslerin ancak giderken mavileştiğini de
yeni söylemiyoruz.
Bu sanki 
kendini özel bir ısrarla sıkıcılaştıran günlerin de
hala sevilen bir yanları olmasaydı keşke.

Değil mi ki, “zaman yok, eskime var?!”

Her şeyin bir sonu olduğuna inananlara
bir tokat patlatıp, kaçarak...


8 Kasım 2012 Perşembe

öyle

"Öğle mi?" dedim
"maalesef" dedi, "öğle"

o sırada bunun
bir veda zamanı olduğunu
bilmiyordum.

30 Ekim 2012 Salı

çapraz sorgu


Söyle bakalım kötü çocuk
ne kadar kötüsün?
Peki ya kendini kötü hisseder mi
kötü çocuklar?
Aslında hala masallardan etkilenir
ve herkesin, az da olsa
kötü olduğuna inanırsın değil mi?
Bu sen misin?
Kimi üzdün en çok?
En çok neye üzüldün?
Sorulardan korkuyor musun?
Geçmişiyle yargılanabilir mi insan?
Zaten gelecek, henüz var mı ki?
Anlatamıyor musun?
Anlamıyorlar mı?
İstemiyor musun?
Güvenir misin?
Emin misin?
Ağlamak istemiyor musun?
Kim tanıyor güçsüz yanlarını?
Nereye saklanıyorsun?
Sevdin mi?
Hatırlıyor musun?
Niye acıyor canın?
Oyun oynamak istemiyor musun artık?
Arkadaşın nerde?
Hiç çocuk oldun mu?
Peki sever misin çocukları?
O çocuk sana neler dedi?
Küstün mü ona?
Yoksa üzüldün mü?
Hiç pişman oldun mu?
Unutabilecek misin?

İyi misin sen?!

Ne dersin kötü çocuk...
gidelim mi?

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Tekerlekli Tılsım


Adı bisiklete çıkmıştı gerçi ya
düpedüz “tılsım”dı oysa
bilirdik.
“Sanırım artık gitti” dendiği anda
mistik dönüşleriyle ünlüydü.
Bu tuhaf dönüşlerine paralel bir
manevra yeteneği yoktu
hızlı ya da havalı da değildi
hatta markası bile hiç bilinmedi
ama emindik ki, mutlaka geri dönerdi.
Kısa süre sonra, alındığı yerde beklerdi.
“Çalıp da n’apacaklar onu?!” düşüncesi
son derece ucuz kalırdı olanlar karşısında.

Tılsım, ecelle Şarköy arasında
pedal atan bir iyot parçasıydı.
Ona bisiklet demeye çalışanlar da oldu.
Belki de adını, sadece o çocuk bilirdi
o her gün yeniden eceli gelen çocuk...

Tılsım’ın gidişi onurlu oldu.
Bir gün yine alındı ve geri dönmedi.
Kimin aldığı ise hiç mi hiç önemli değildi
çünkü bu kez Tılsım, gerçekten alınmıştı.
Ve anladık ki,
bilerek dönmemişti.

Üzgün müdür?

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Adımız-Soyadımız



                                                       Barbaros'un yaptıklarına...


Adın geçmesin,
biraz sevimsiz gözükecek bu gidiş ama
kötü değildi
biliyorsun, değildi.
Ancak lütfen bir yerlerde
ani kokular gelmesin burnuma
beni kendi gibi sevenlerin
ılık sözleri duyulmasın
çünkü “adın geçmesin” dedim söze başlarken.

Sabahları Kadıköy’den çocuklar da geçmesin mesela
zaten kapı önü banklardayız
zaten hava tatlı serin
zaten telli ve bildik şarkılar akıyor sigaralarımızdan
bir de yağmur yağmaz mı, ey!

Yüzünde, ikinci bir isme ihtiyaç duyan
bir ifade var bu çarşamba
geçmesin adın bu yüzden...
çünkü sen benimle doğmuş
hatta doğumumda bulunmuş bile olabilirsin.

Ne güzel hava. Hava ne hafif. Ne diyez!

İşte şimdi,
gönül rahatlığıyla korkabiliriz.

17 Temmuz 2012 Salı

Candy Dilinde Desperado


Seni her sevdiğimde, kırıcı bir senfoni başlıyor
ortanın, hafif sol tarafından
alışılmadık ve garip bir filmin
ilginç hissiyatı ile birlikte
ve gibi...
hayatı boyu hiçbir duvarın
üzerinde oturmamış bir beklenti bu
bu bir uzaklık birimi
bir mesafenin yırtıcı tanımı
çaresizliğin dingin melodisi.

Ve bir diğer taraftan,
iyi ki ömür boyu izlemişim diyorum seni
uzaktan, hiç dokunmadan.
Evet böyle diyorum.
Ellerimde büyümüşsün bu sayede
bak?!
Sadece ani bir nokta rengi vurdu gecelerimize
senin çizme hevesine uzaklıklı.
İşte bunun adı; “Vertigo Dumanı”
ama sadece dünyadaki adı...

Böylelikle her Candy
ama her Candy
şüphesiz hak etmektedir, ölümsüz terk edilişi.

Durdum.