Bu Blogda Ara

27 Mart 2008 Perşembe

26 Mart 2008 Çarşamba

sakın tanrım

Bana güvenip de tanrım
Bir şans daha verme sakın!
Onu da harcarım...

zarardayım

Bir güzel lafa, bir tınıya
Tav benim zayıf aklım...
Hep birbirine geçmiş hesaplar
Hep unutulmuş yarınlar...

Ezbere hayat
Ezbere aşk...

Nerden baksan zarardayım...

saklı gizli

Uygunsuz bir mekan
Sana olan aşkım...
Yasak ama gidiyorum;
Sessiz sessiz
Saklı gizli...
Hep yanlış; biliyorum...
Gel desen de
Demesen de...
Ama ne hoş olurdu;
“gel” desen de
gelmesen!..
reddetsen beni;
saklı gizli
saklı gizli...

grafik

Sert kalçalar vardı o zamanlar
Ve şarkılar da farklıydı...
Dokunaklıydı sanki herbiri
Dokunulmamış memelerin irkilişi gibi
İşi bilmeyen ellerimizde...
Sırf konuşmaya yarayan dudaklar
Renk kazanırdı öpülünce
Ve sanki masumdular
Öpülmeden önce...
Sanki sevmeye aşıktık
Ve öğretilenlere alışık...
Daha güzel saçlar
Daha güzel bacaklar
Ve daha yeni danslar girerdi hayatımıza
Her mevsim;
İçmeye çalışırdık...

tarif

Batının kızıl saçlarını
Kara kalem çizmek gibi;
Seni sevmek...

bir garip kadın

Bir latin ritim gibi bakışlarının sesi...
Dans etmeye zorluyor;
Gözlerini çevreleyen halkalarla...
Yorgun dudaklarını öpmeye itiyor
O “kadın” sesin....
Mahçup ama yaramaz gülüşün
Kabulkar ve isyankar ifaden
Gözümde büyütüyor varlığını....
Yanağındaki gamzeni ise;
Hiç sorma..!
Yürüyor olman bile bir lütuf
Ve ismin öyle kutsal ki
Benim için...
Sıradan ve ulaşılmaz halin;
Güngörmüş bir çınar gibi
Ve bir bakire gibi; tedirgin...

hangisi

Yay gibi geren karanlıklar
Ve uzaklar... Yalnız...
Gerisi gülme çabası
Ve dahası seni sevmek;
Özlemin rengi ötesi...
Anlamlara hayaller yüklemek.
Günün battığı yere yönelmek, derin bir nefesle
Ve her doğuşuyla gerçek güne başlamak...
Oysa kuşun kanadı değil;
Uçuyor olmasıdır gerçek...

hayat kaç kadeh

İstanbul bir kadeh,
Bir kadeh İngiltere...
Sonra bir kadeh daha İstanbul...
Bir kadeh de Şarköy...
Bodrum bir kadeh,
Antalya bir kadeh...
Bir kadeh San Francisco
Bir kadeh de Malatya...
Çok gezdim, yoruldum...
Yatmadan önce bir kadeh daha...

Mesela

Mesela Nişantaşı isterim şimdi biraz...
Bir fincan kahve
Ve sonra Taksim...
Bir sigara ve kısa bir yürüyüş
İstiklal’le beraber,
Beyoğlu’na doğru...
Adım adım cıvıltı
Alışık olduğum bir hoş uğultu
Ve dalga dalga insan isterim şimdi biraz...
Balık Pazarında midye dolma
Ve dostları karşılamak yavaş yavaş
Akşamla birlikte...
Karanlık basınca da:
Rakının yanında BOĞAZ..!



Serdar Seren