Bir bakkal
bir de matematik dahisi
olmayı isterdim.
Ne ticareti severim
ne de sayıları...
Dejenere olmalıdır her şey
bence, her şey!
O zaman buluruz keyfi
yani bence...
Ve inanır mısın
dejenerasyonu da sevmem ben!
Ama uzlaşırım
daha ziyade
kabul ederim.
İnsan ister elbette
istediği olsun.
Ben öleceğim
ama dejenerasyon öyle bir şey değil.
O yüzden yabancı
ve o yüzden
dejeneredir bunun adı...
Tüm kuralları reddederken
soğuk ve yağmurlu havada
battaniye altında Türk filmi izleyecek kadar
evdeyimdir ben.
Bırak her şey dejenere olsun.
Bırak...
Bu Blogda Ara
5 Eylül 2009 Cumartesi
4 Eylül 2009 Cuma
kekemoz
Tanıdık yerlerde bensiz kalmak
iki kayalık arasındaki
çiğ midyenin tadından gelen
kayıt dışı bir güdüdür.
Yetişkindir de hayli…
Var mısın okuyalım denizi?
İğnenin davetsiz misafirleri
Kaya balıklarıdır bir zamanlar
-her zamanlarda-
ve balıkçılar yunusları gördü mü
denize açılmaz mıdırlar…
hayatından memnun olmanın
verdiği efkar idi ya eski günler!
Var mısın?
Bu balık kırgınında
bensiz yerlerde tanıdık kalmayı
yok saydım.
Onaltıkırkbeş 35. Sayı
iki kayalık arasındaki
çiğ midyenin tadından gelen
kayıt dışı bir güdüdür.
Yetişkindir de hayli…
Var mısın okuyalım denizi?
İğnenin davetsiz misafirleri
Kaya balıklarıdır bir zamanlar
-her zamanlarda-
ve balıkçılar yunusları gördü mü
denize açılmaz mıdırlar…
hayatından memnun olmanın
verdiği efkar idi ya eski günler!
Var mısın?
Bu balık kırgınında
bensiz yerlerde tanıdık kalmayı
yok saydım.
Onaltıkırkbeş 35. Sayı
28 Ağustos 2009 Cuma
kişi
Ben kaç kişiliğim?
Sanırım, tartışmaya başlarken batılı
Sonlarında doğulu...
Konuşurken insan
Sevişirken homo sapiens.
Hafiften aristokrat gezerken
Ve içerken
kesinlikle Türk...
Yeşil eriği neden severim acaba?
Yazarken dramatik
Çözerken romantik
Umursamazken aritmetik
Ama her zaman travmatik...
Ben kaç kişiliğim peki?
Kaç kişilik olabilirim?
Söylenenlere bakarsan
En az: bir...
Sanırım, tartışmaya başlarken batılı
Sonlarında doğulu...
Konuşurken insan
Sevişirken homo sapiens.
Hafiften aristokrat gezerken
Ve içerken
kesinlikle Türk...
Yeşil eriği neden severim acaba?
Yazarken dramatik
Çözerken romantik
Umursamazken aritmetik
Ama her zaman travmatik...
Ben kaç kişiliğim peki?
Kaç kişilik olabilirim?
Söylenenlere bakarsan
En az: bir...
18 Ağustos 2009 Salı
Torlak
İnan bana kalırım
torlak kalırım.
Çocukluk gibi,
gözümün önünde donunu çıkarıp
suya atlayan ve denize girmeye
“yıkanmak” diyen o çocuk gibi
torlak...
“Bırakma” demiyorum
“gitme” de
ama susma!..
Ne bileyim
Bir çitlenbik hatırla
Bir bisiklet.
Çimen kokla
bir oğlan doğur
onu büyüt
onunla küçül
kendini inkar et
sonra geri dön
sonra imkansızca seviş
önüne gelenle yanıl
her kahvaltıda başarılı ol
lezzetini koru...
yumurta çok pişmesin ne olur!
Anlatmak istediğim
hiçbir şey yok
biliyorsun...
Çalışırım da beceremem;
torlak kalırım...
torlak kalırım.
Çocukluk gibi,
gözümün önünde donunu çıkarıp
suya atlayan ve denize girmeye
“yıkanmak” diyen o çocuk gibi
torlak...
“Bırakma” demiyorum
“gitme” de
ama susma!..
Ne bileyim
Bir çitlenbik hatırla
Bir bisiklet.
Çimen kokla
bir oğlan doğur
onu büyüt
onunla küçül
kendini inkar et
sonra geri dön
sonra imkansızca seviş
önüne gelenle yanıl
her kahvaltıda başarılı ol
lezzetini koru...
yumurta çok pişmesin ne olur!
Anlatmak istediğim
hiçbir şey yok
biliyorsun...
Çalışırım da beceremem;
torlak kalırım...
28 Temmuz 2009 Salı
Bu nedenle
Neden bu kadar
yahu neden?!
Neden bu kadar kırmızı,
neden bu beşinti
kırkıntı?..
Bu yorgunluk
neden bu kadar
sütten kesik?
Ne kadar da neden!
Aşk, hiç anlatılamamış,
tüm gençliğiyle zor.
Ama her şey
neden bu kadar?!
Neden bu…
yahu neden?!
Neden bu kadar kırmızı,
neden bu beşinti
kırkıntı?..
Bu yorgunluk
neden bu kadar
sütten kesik?
Ne kadar da neden!
Aşk, hiç anlatılamamış,
tüm gençliğiyle zor.
Ama her şey
neden bu kadar?!
Neden bu…
12 Temmuz 2009 Pazar
9 gün şiiri
Birinci gün
Merhaba karım!
İlk gece birayla geçti
Birden fazla birayla...
Birbirimizi anladık
Ve birbirimizi uyuttuk
Tüm gece...
İkinci gün
Selam aşkım...
Yakınlar, dostlar, kuzenler
Var bu gece...
Ev yemeği ve
Bülent’in rehberliğinde
Beyoğlu...
Senaryomun 7 sayfasını
Yazdım bugün
Çok mutluyum!..
Üçüncü gün
Gözlerinden özlemle öperim
Karım!
Beşiktaş’ta kahvaltı sonrası
Mustafa’nın terasta
Mangala gittim...
Dosttur Mustafa, bilirsin...
Güzel bir muhabbetti
Bolca rakı ve adın geçti...
Az önce aradın
Ve sanki yazmayacağımı bilir gibi
“bana da yaz” dedin...
“yazmam” dedim...
nereden bileceksin?!
Kız, sen benimsin ama
İstanbul’un neresindensin?!
Dördüncü gün
Bir İstanbul Evi’nden
Selam karım...
Kalamar!
Şu an sana hitabın
En doğrusu bu malum.
Denize sıfır
Püfür püfür
Cunda kalamarı...
Gerçi Maria’nın Bahçesi’ndeki de
Bir başkaydı ya!..
Önemli olan lezzet.
Senin lezzet almanı seviyorum.
Ülkemin her yeri güzel....
Ss
Beşinci gün
Yine bu koltuk sevgilim!
Bu kez yandaki kanepenin
Boşluğu da var renginde.
Bira mı?
Var ama az...
Vallahi az!..
Beninden öperim.
Ss
Altıncı gün
Merhaba küçücük Yasemin!
Evli olduğumu çok hissettiğim
Bir gece...
Bu; ya bir gözlem
Ya da özlemdir.
Öyle ya!
Belki de bugüne dek
Yazdığım en güzel şey
Sensindir...
Acaba tanrı da evli midir?
Ss
Yedinci gün
Sevdiğim kadın!
Bana düşkün kadın!
Haftayı tamamladık...
Karşımda bir Lapistes zarafetiyle
yatmadığın haftayı...
benden tek havadis:
birkaç muzır fotoğraf...
ss
sekizinci gün
olman ya da olmaman arası
son gece küçücük!
Bugün yine çok çalıştım
Yetinmedim Bostancı’ya gittim
İnadına rakı içtim
Ve sıcak geceyi
Dostlarla bitirdim.
Ha unutmadan;
Arda da kaptan oldu
Sevindim.
Geldiğin gün... Dokuz
Saat 2 gibi geldin
Evimin kadını.
Ayakların da geldi
Yatmak, tekrar iki anlamlı
Gözlerin, daha anlamlı.
Evimiz yeniden güzel.
Üstelik sarhoş olmak da
Şart değil.
Dedim ya;
Seni her yıl sevdim...
İşte kanepede sen varsın
Hoş geldin!
ss
Merhaba karım!
İlk gece birayla geçti
Birden fazla birayla...
Birbirimizi anladık
Ve birbirimizi uyuttuk
Tüm gece...
İkinci gün
Selam aşkım...
Yakınlar, dostlar, kuzenler
Var bu gece...
Ev yemeği ve
Bülent’in rehberliğinde
Beyoğlu...
Senaryomun 7 sayfasını
Yazdım bugün
Çok mutluyum!..
Üçüncü gün
Gözlerinden özlemle öperim
Karım!
Beşiktaş’ta kahvaltı sonrası
Mustafa’nın terasta
Mangala gittim...
Dosttur Mustafa, bilirsin...
Güzel bir muhabbetti
Bolca rakı ve adın geçti...
Az önce aradın
Ve sanki yazmayacağımı bilir gibi
“bana da yaz” dedin...
“yazmam” dedim...
nereden bileceksin?!
Kız, sen benimsin ama
İstanbul’un neresindensin?!
Dördüncü gün
Bir İstanbul Evi’nden
Selam karım...
Kalamar!
Şu an sana hitabın
En doğrusu bu malum.
Denize sıfır
Püfür püfür
Cunda kalamarı...
Gerçi Maria’nın Bahçesi’ndeki de
Bir başkaydı ya!..
Önemli olan lezzet.
Senin lezzet almanı seviyorum.
Ülkemin her yeri güzel....
Ss
Beşinci gün
Yine bu koltuk sevgilim!
Bu kez yandaki kanepenin
Boşluğu da var renginde.
Bira mı?
Var ama az...
Vallahi az!..
Beninden öperim.
Ss
Altıncı gün
Merhaba küçücük Yasemin!
Evli olduğumu çok hissettiğim
Bir gece...
Bu; ya bir gözlem
Ya da özlemdir.
Öyle ya!
Belki de bugüne dek
Yazdığım en güzel şey
Sensindir...
Acaba tanrı da evli midir?
Ss
Yedinci gün
Sevdiğim kadın!
Bana düşkün kadın!
Haftayı tamamladık...
Karşımda bir Lapistes zarafetiyle
yatmadığın haftayı...
benden tek havadis:
birkaç muzır fotoğraf...
ss
sekizinci gün
olman ya da olmaman arası
son gece küçücük!
Bugün yine çok çalıştım
Yetinmedim Bostancı’ya gittim
İnadına rakı içtim
Ve sıcak geceyi
Dostlarla bitirdim.
Ha unutmadan;
Arda da kaptan oldu
Sevindim.
Geldiğin gün... Dokuz
Saat 2 gibi geldin
Evimin kadını.
Ayakların da geldi
Yatmak, tekrar iki anlamlı
Gözlerin, daha anlamlı.
Evimiz yeniden güzel.
Üstelik sarhoş olmak da
Şart değil.
Dedim ya;
Seni her yıl sevdim...
İşte kanepede sen varsın
Hoş geldin!
ss
22 Mayıs 2009 Cuma
ihtiyaçtan yazılık
Sana bir şeyler söylemeye
ihtiyacım var.
Söyleyeceklerimin de
sana ihtiyacı var.
Bu durumda kimsenin
bana ihtiyacı yok.
Anlıyorum...
ihtiyacım var.
Söyleyeceklerimin de
sana ihtiyacı var.
Bu durumda kimsenin
bana ihtiyacı yok.
Anlıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)